Düşler Kültür Sanat En son İçerikler

ozumece
  • 1
  • 1
Hayalperest

Hekimlik ve İnsan Hakları

  • 1
  • 1

 Her bireyin tabi olduğu yasalardan öte, hekimin ek görevleri yakın tarih süresince farklı bildirgelerle belirlenmiş, sınırlandırılmış ve genel olarak kabul edilmiştir. Çünkü ahlak anlayışı, aynı toplum içerisinde belli sınırlarda seyretse bile bireyler arası ciddi farklılıklar gösterebilir. Hekimin görevinin niteliği ise onun edineceği bireysel ahlak anlayışının değişkenliğini tolere edemez. Ahlakı hekime hazır olarak verilir. Bu ahlakı sadece mesleğini icra ederken değil, yaşamı boyunca her durumda ve her hareketinde gözetmesi gerekir.

Bunun altında insanın sağlığının, onun varlığının ön koşulu ve bir parçası olan tek sahibiyeti olması yatar. Hekim ise edinmiş olduğu bilgiler sayesinde kişinin sağlığına ve dolayısıyla varlığına müdahale yetkisine sahip olan birkaç meslek grubundan birine mensuptur. Hekimin birinci görevi olan bireysel sağlığı korumak ve bozulduğunda gerekli tedaviyi sağlamak, bu yetkisinin doğrudan sonucudur. İkincisi olan toplum sağlığını gözetmek ve bozulmasını engellemek ise çıkarılan dolaylı bir sonuçtur.

Bu iki görev olan halk sağlığı ve bireysel sağlık hizmeti çeşitli durumlarda birbirleriyle karşı karşıya gelirse, hekimin yararını gözetmekle yükümlü olduğu bireysel sağlıktan başkası değildir. Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, İnsanın Önceliği maddesinin belirttiği üzere insanın menfaatleri ve refahı, bilimin veya toplumun menfaatlerinin üzerinde tutulacaktır. Bu, insan haklarının bütünselliğinin ve bölünemezliğinin bir gereğidir. Her hekimin bu ilkeyi benimsemiş olması beklenir. Zira sağlık da insan haklarından ayrılamayacaktır.

Hepimizin bildiği üzere sağlık WHO’ya göre sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam iyilik halidir. Halk sağlığının tanımı ise insanın sağlıklı olabileceği koşulların sağlanması olarak karşımıza çıkar. İnsan hakları bu koşulları tanımlamada bize yardımcı olur.

Bireysel sağlık hizmetinin tıp etiği vardır. İlişkilerde hekimin görevini ve tutumunu açıkça belirtir ve değerlendirir. Ancak halk sağlığı için etik, yetersiz ve uygunsuz bir değerlendirme ve ifade biçimidir. Onun varlığının temeli olan toplumsal terminoloji ve çok sayıda insanın sahip olduğu şartları açıklama gereksinimini karşılayamaz. Halk sağlığının ihtiyaç duyduğu, insan haklarından başkası değildir. Bu iki alanın birbirinden ayrılmaz olduğu konusunda şüphe duymamızı engelleyen birkaç olgu vardır.

Birincisi, halk sağlığının yetersiz olmasının insan hakları üzerinde oluşturduğu yüktür. Örnek verecek olursak, eşitliği yeterli derecede gözetemeyen sağlığı geliştirme hareketleri, çeşitli toplumlara ve sınıflara ulaşmada yetersiz kalmıştır. İkincisi, birinci durumun tam tersi olarak insan hakları ihlalinin halk sağlığının geliştirilmesi önünde oluşturduğu engellerdir. Verilebilecek çok açık bir örnek, işkenceye uğramama hakkının ihlalinin geniş çerçevede- psikolojik, sosyal, hayat boyu süren ve ailesel- bir sürü sağlık sorununa sebep olacağıdır. Üçüncüsü ise insan haklarının korunmasının doğal olarak halk sağlığını geliştirmeye büyük katkıda bulunmasıdır. Bazen ise iki kurum birbirine tam zıt çıkarlara sahip olabilirler. Örneğin erken AIDS epidemiğinde hasta bireylerin izolasyon, zorunlu test ve karantina uygulamalarına tabi olması gerektiğini öne süren sağlık kuruluşları, insan haklarıyla karşı karşıya gelmişler; yıllar sonra da İngiliz medyası insan hakları savunuculuğunun AIDS yayılımında rol sahibi olduğunu belirtmiştir.

Ancak tüm bunlar demek değildir ki etik olmadan halk sağlığı var olabilir. Bireysel hekim hasta ilişkisi olmadan toplumsal bir sağlık hareketi düşünülemez bile. Aynı şekilde halk sağlığını geliştirme politikaları bireysel sağlık hizmeti erişimini ve kalitesini etkiler. Aralarındaki bu akışkan ilişki hem hekime hem halk sağlığı sorumlularına büyük bir sorumluluk yükler.

Tüm dünyadaki hekimler, eğitimlerinin erken dönemlerinde aldıkları etik eğitiminin yanı sıra yukarıda bahsedilen ikinci görevleri olan halk sağlığını korumak ve geliştirmek için insan haklarına önemli derecede yetkin olmalılardır. Bunun için ise okullarında verilen teorik dersler yeterli olmayacaktır. Her birey, hekim adayı olmayı seçmeden önce bir insanın varlığının ve onurunun ne kadar bilincinde olduğunu kendisine sormalıdır. Ancak buna yetkin olduktan sonra o varlık ve onuru korumayı kendine görev edinebilir. Bu sorumluluğu ömür boyu taşımayı kabul edince ise hekim olur.

Bir cevap eklemek için giriş yapmanız gerekir.